Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Gök Gürültülü
25°C
İzmir
25°C
Gök Gürültülü
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Pazar Çok Bulutlu
30°C

Bir tanışma yazısı; Spor Hukuku

19.08.2019
0
A+
A-

Merhaba. Aydın’ın ilk ve tek bağımsız spor haber sitesi spordokuz.com 29 Temmuz’da yayın hayatına başladı. Genç ve başarılı kadrosuyla Aydın’da bu alandaki eksikliği büyük oranda gidereceğinden ve büyük yenilikler getireceğinden eminim. Ayrıca sitede bana yazma imkanı sağlayan herkese de teşekkür ederim. Yolun açık olsun SPOR DOKUZ!

                Kendimle ilgili bir giriş yapacak olursam; spora ve spor hukukuna ilgili Aydın Barosuna kayıtlı bir avukat olarak elimden geldiğince siz okurlara spor hukukundaki ihtilaflar ve olgular hakkında bu sitede yazılar yayımlamaya çalışacağım. İşte bu bağlamda, ilk yazının konusu son dönemde 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna getirilen büyük değişiklikler…

                Taraftarlık, kulüp ile taraftar arasında kurulan romantik bir bağ. Bunu hepimiz biliyor ve deneyimliyoruz. Totemleriyle, deplasman otobüsüyle, davuluyla, meşalesiyle, marşıyla, tezahüratıyla duygusal yoğunluğu bol, tansiyonu yüksek ve ‘profesyonellerin’ anlayamayacağı bir şey. Ancak 6222 sayılı yasanın ortaya çıkardığı pek çok sonuçtan biri de taraftarlık ve tribün kültürünün bitirilmeye çalışılması. Günümüzün futbol düzeni, taraftarın yoğun duygulardan koparılıp müşteriye dönüştürülmesini isteyen, endüstriyelleşmiş bir düzen. Bu bakış açısına göre; taraftar(!) tüketebildiği kadar taraftar. Ayrıca bu düzende her şey taraftarlık denen romantik bağa alan bırakmamak adına olabildiğince saldırgan. Malum, tüm bu alanları doldurmak ve bunu hukuki zemine oturtmak için de 6222 sayılı yasamız var. Bu yasa kişilerin kişisel verilerinin güvenliğinden tutun da haksız rekabete kadar birçok konuda hukukçular tarafından eleştiriye maruz kaldı ve davalara konu oldu (bkz. Passolig Davası). Yürürlüğe girdiği günden bu yana üzerinde tartışmalar dönen 6222 sayılı yasa, 12 Temmuz 2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7182 sayılı yasayla kişi hak ve özgürlükleri aleyhine getirilen yeni düzenlemelerle bir kez daha gündemde. Yazıyı uzun tutmamak için bu değişikliklere yönelik şu an için önemli bulduğum birkaç düzenlemeden bahsedeceğim.

           İlk olarak, yasada değişen tehdit ve hakaret içeren tezahürat kavramına değinmek istiyorum. Yeni düzenlemeyle ilgili yasa hükmüne ‘tehdit’ kavramını da ekleyen yasa koyucuya göre, tehdit ve hakaretin belirli bir kişiye yöneltilmesine gerek yok. Böyle olunca da tehdit veya hakaretin tespiti kollukça (Spor Şube) veya cumhuriyet savcılığınca tespit ediliyor. Tehdit ve hakaretin kıstasının ne olacağı belirsiz olan bu düzenleme ceza yasamızdaki hakaret ve tehdit suçlarında suçun “belirli bir kişiye karşı işlenmesi” zorunluluğunu kaldırıyor. Getirilen yeni düzenleme ile cezalarda artırıma gidilerek kollukça tespit eylemler sonucunda taraftarlar, hakaret ve tehdidin niteliğine göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

                İkinci olarak da, yeni düzenleme ile 6222 sayılı yasanın uygulanma alanı sadece spor alanları olmaktan çıkıyor. Spor alanı kavramı genişleyerek elimizdeki telefonlara bile giriyor desek daha doğru olur. Artık taraftarlar deplasman otobüslerinde meşale bulundurmaktan altı aydan iki yıla kadar, sosyal medyada yazdıklarından ötürü ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir. Yeni sezonda cezaları ölçüsüzce artırmak ve yasanın uygulama alanını özel hayat ve ifade özgürlüğü aleyhine genişletmek sporda şiddeti ne kadar önleyecek ya da stadyuma giden taraftar sayısını ne kadar etkileyecek göreceğiz. Ancak yasanın genel mantalitesine baktığımız zaman sporda şiddet ortamının faturasını sadece taraftara ve kulüplere kesmekte. Kısa bir örnekle konuyu açıklayacak olursam tarafsız sahada oynanan Konyaspor- Beşiktaş 2017 TFF Süper Kupa maçında çıkan olaylarda organizasyonu TFF yapmasına rağmen sadece kulüplere ve taraftarlara ceza kesilmişti. Şunu unutmamak gerekir ki, TFF’nin organize ettiği tüm organizasyonlarda meydana gelen şiddet olaylarında kulüpler ve haksız eylemlere iştirak eden taraftarlar kadar Federasyon da sorumlu olmalı.

                Yazımın son kısmında ise Statista’nın dünya liglerindeki taraftar sayısına ilişkin istatistiki incelemesine değinmek istiyorum.

Türkiye Süper Ligi, 6222’nin yürürlükte olduğu 2014-2019 yılları arasında 13.013 ortalamayla 10. sırada yer alan Almanya Bundesliga II’nin 5801 kişi gerisinde. Sayılar ortada… Taraftarı tribünlere küstürmemek ve Türk futbolunun marka değerini yükseltmek istiyorsak, taraftarı potansiyel suçlu olarak gören bakış açısını derhal değiştirmeli, hangi kademede olursa olsun futbolu yönetenlere verdiğimiz nimet kadar külfet de yüklemeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.
error: