YAZARLAR

Tribünden Gelenler

Tüm duyguların en dorukta yaşandığı, benim de yetiştiğim yer olan yerdir tribün. Ağabey, kardeş ilişkisinin öğrenildiği, arkadaş kelimesinin tam olarak yaşandığı sorgusuz sualsizce birbirine destek veren insanların yeridir tribün.

Aslına bakacak olursak bir takım, bir renk uğruna cefa çekenlerin aynı amaç uğruna omuz omuza duranların toplandığı yerdir ancak sadece tribünle, maç süresiyle kısıtlı değildir oradaki birliktelik…

Maç öncesi buluşulur, takımın durumu konuşulur, besteler söylenir. Maç içerisinde sohbet edilmez, takım için harcanır nefesler… Takım öndeyse büyük bir keyifle çıkar kelimeler ama bir de takım gerideyse, öyle bir hırsla çıkar ki o sözcükler, dar eder o stadı rakip takıma! Maçlar kazanılır, kaybedilir ama o tribün hiçbir şey kaybetmez. Tribünde verilen savaşla saha da verilen savaş çok farklıdır. Aslına bakarsak tribün rekabet yeridir hem de çok tatlı bir rekabet. Kim sevdasını daha güzel haykıracak diye bir rekabet vardır. Küçük yaşta tribüne giren insanlara çok güzel işlenir bu rekabet duygusu orada öğrenirler sevmeyi, sevilmeyi. Gerçi tribün çocukları çok sevilmez ama sevmeyi de onlardan iyi bilen yoktur. Takım küme düşer daha çok sever. Takım şampiyon olur yine daha çok sever. Uzun yıllar sıkıntı çeker ama tribün çocukları sevdasını terk etmez, yarı yolda bırakmaz. Aklınızdan geçen bir iki soruyu tahmin de edebiliyorum açıkçası ”Bu insanların özel hayatları yok mu?” ”Ailesi, Eşi bu duruma nasıl izin veriyor?”

Bu soruların cevapları aslında çok basit. Tribünün içinden gelenler aslında çok güzel sever ama iş sevilme olayına geldiğinde bir problem oluyor. Bu problemde iki haftada bir binlerce kilometre yol gidilen deplasmanlar… Bu yollarda ki atışmalar. Hep bir risk altındaymış gibi görünürüz biz… O gidilen deplasmandan dönüşü olmayacakmış gibi düşünülür hep… Belki de tarihte yaşanan bazı olaylar tetikliyor bu korkuyu sevdiklerimizde. Elbet bizler de bir gün sizlerin ‘düzenli hayat’ dediği hayata geçiş yapıyoruz. Ne zaman mı? Sevgimizi anlayan birini bulduğumuzda; ona verdiğimiz değer, sevgi ve aidiyet duygusundan dolayı televizyonların karşısında yaşıyoruz o heyecanı, o tutkuyu. Pandemi döneminde oynanan maçların hiçbiri eski seyir zevkini yaşatmadı bizlere. Bir an önce eski günlere dönmek dileğiyle…

Bu duyguları dolu dolu yaşadığım için uzun bir yazı oldu. Keyifli okumalar dilerim.

Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle.

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün