Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
16°C
İzmir
16°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Çok Bulutlu
13°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C

Tribünlerin içinden… (Röportaj)

Tribünlerin içinden… (Röportaj)
21.12.2020
0
A+
A-

Bu yazımda daha önceki yazılarımda benim de anlattığım ancak aynı olayları farklı tribünlerden de dinlemek ve yorumlarını okumak için, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) ultrAslan üyesi Mikail Bostan ağabeyimle bir sohbet gerçekleştirdim.

Şimdiden tüm okuyucularıma iyi okumalar dilerim.

1. Tribüne ilk ne zaman gittiniz?

 Ben Gaziantepliyim ilk deplasmanım da tutuğum takımın Gaziantep’e gelmesiyle oldu. Sanırım 9-10 yaşlarındaydım ve kuzenimle Gaziantep deplasmanına gitmiştim. İlk hikâye böyle başladı.

2. Tribünde kalıcı olmanızın sebepleri nelerdir?

 Çocuk yaşta sadece bir heyecanını fark ediyorsunuz ve canlı maç izlemek, tezahürat etmek sizi çok etkiliyor ve içine çekiyor. Sonra büyükçe ve içinde kendi yaşıtlarınızdan farklı kişileri görünce ve büyüklerinizin kurduğu o dostluğu örnek alarak, o yaşta sağlam bağlarla dostluklar kurmanız sizi tribüne de bağlıyor. Farklı hayatlar, farklı insanlar ama hepsinin tek bir amacı için orada olması, herkesin herkese sahip çıkması ve bunun sadece tribün içinde kalmaması çok büyük etken. Yani tribünde tanıştığınız kişiler maç bittikten sonra orada kalmıyor, onlar hayatınız olmaya, hayatınızda olmaya başlıyor. Bu yüzden de tribün hayatınız oluyor. Hem biraz yaşam standartları altında kalan, hayatla daha çok kavga eden insanların, bir kaçış yolu ve hatta sığındığı bir liman. İnsan tutunduğu dalı bırakamıyor, bu yüzden hep kalıcı olmamanın bazı sebepleri bunlar.

3. Kendinizi tribünde ait hissettiğiniz özellikler? Tribün sizin için bir spor aktivitesi midir?

 Öncelikle ikinci sorudan başlayacak olursam, tribün bir spor aktivitesi değildir. Orada herhangi bir aktivite de bulunmaz. Orada bir amaç vardır ve onun için mücadele edersin.

Diğer soruya gelecek olursak, kardeşlik duygusunu çok fazla hissediyorum. Çünkü tek bir çocuk olarak büyümek ve sonra her saniyenin neredeyse bir arada geçtiği insanların olması ve senin de onlar için aynı şeyi ifade etmen, tribünde bana ait hissettiğim özelliktir. Şimdi her ne kadar bu bağlar zayıflasa da…

4. Tribündeki ortamı nasıl yorumlarsınız?

 Genellikle samimi ve sıcak bir ortam tribün, eğer içine tamamen girebilmişseniz. Herkes herkesi tanır bir noktada. Tanımasa bile sonuçta aynı cephe de savaştığınız için her zaman bir bağ var ortada. Maç esnalarında çok gergin bir ortam olsa da, maç bittikten sonra en hüzünlü, en neşeli bir ortam olur. Ve tribün ortamı insanın hayatın sorunları unutmasını sağladığı bir yerdir. Kendinizi, o ortamda o kadar güçlü hissedersiniz ki, bunun tarifini hiçbir kitaptan bulamazsınız.

MİKAİL BOSTAN

5. Tribünlerde nasıl bir rekabet olmalı? Bu rekabetin en önemli nedeni nedir?

 Öncelikle işin rekabet boyutunda sadece tribün olmuyor, sokakta da rekabet ediyorsunuz. Rekabet denen şey ülkemiz için kısmen geçerli. Çünkü, artık nefretin doğurduğu bir rekabet var. Tribünde iyi olduğunuzu gösteren şeyler; tezahürat, pankartlar ve koreografilerdir. Ve siz en iyisini yapınca, rakip tribünler bunun üstüne çıkmaya çalışıyor, bu güzel bir şey. Gönderme denen bir ifade vardır, bu tribünde çok fazladır ve birini kendi silahıyla vurmak gibi düşünebilirsiniz.  Bu rekabetin en önemli nedeni; nefret!

6. En tutkulu tribün dönemi takımınız için ne zamandır, bu zamanlara nasıl dönülebilir?

 Birçok tutkulu dönemi var ve buna sadece bir dönem örnek vermek biraz haksızlık olur. Ama son 4-5 sene içinde bu tutku kaybolmaya başladı. Bunun en büyük sebepleri, tribünde tribüncüden çok, seyircinin olması. Ve tribünde, tribüncüden çok abinin olması. Bir sene gelen herkes ‘abi’ oluyor. Herkes, herkese ‘’bağırsana’’ diyor. O sırada o bağırmıyor zaten. Tribünde belli başlı abiler vardır ve bu yüzden geri kalan herkesin görevi ses telleri kopana kadar bağırmaktır. Bu yüzden tribüne küsüp giden insanlar çok fazla. Bu bütün tribünlerde var. Tribünü bilen, hatta birçok kavgaya giren insanlar tribüne küsüyorlar ve bu da artık o tutkunun tribünde zayıflamasına neden oluyor çünkü onların yerine gelenler sadece seyirci olarak geliyorlar. Bunun farkına varılırsa eğer o zaman bazı şeyler tekrar eskiye dönebilir.

7. Tribüncü birinin hayatı nasıldır?

Farklı hayatların olduğu bir yer tribün. Bir emekçi yani işçi birini ele alacaksak, ülkemizde çalışmanın zorlukları ve karşılığında kazanılan ücret ile geçimin zorluğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle evli ve çocuğu olan bir kişiyse bu olay daha da zorlaşıyor. Ama dediğim gibi hayatın sorunlarından kaçtığınız bir yer. Kendiniz için yaptığınız bir şey ve bunu yaparken bir amacınız var. 6 gün en az 8 saat çalışırsınız. Sonra bir gece yola çıkar, izin günü tribünde bulur, tekrar gece döner uykusuz işe gidersiniz. Bu arada eşinizi, çocuğunuzu yani ailenizi kısa süreliğine bırakırsınız.  Öğrenciyseniz, okuldan kaçarsınız veya aç kalacağınızı bile bile harçlığınızı oraya ayırırsınız. Bir tutkudan doğan ama her zaman tutkudan daha fazlası olan bir yer. Eğer kazanmışsa takım, bir hafta mutlusunuzdur. Eğer kaybetmişseniz zaten onca sorunun arasında hüznünüz ağırlaşıyor. Kendine ait bir hayatın olduğunu orada daha fazla hissediyorsun. Abi olduğunu veya kardeş olduğunu yani değerli olduğunu orada daha fazla hissediyorsun. Tribüncü birin hayatı, tribündür.  

MİKAİL BOSTAN – METE DENİZ

8. Her tribüncünün hayatında büyük bir hayal kırıklığı olduğu söylenir?

Bu her insan için geçerlidir bence, her insanın büyük hayal kırklıkları vardır. Ama tribünde genellikle bu aynı oluyor. Tribüne sığınan insanlar biraz fazla yalnızlardır. Yalnızlıklarını unuturlar. Ve değer verdikleri bir şey için savaşmak onları tribünde bulundurur. Ortak dertleriniz varsa bunu paylaşmak ve birbirinize destek olmak daha kolaydır. Çünkü aynı duyguları yaşıyorsunuz, empati kurmanıza gerek kalmıyor. Bu yüzden bu söze katılıyorum, evet, Her tribüncünün hayatında büyük bir hayal kırıklığı vardır ama elbette istisnalar da vardır.  

9. Tribün bir hayat felsefesi midir?

 Yani belki böyle demek biraz büyük bir laf olur çünkü felsefe farklı bir konu ama Tribün bir yaşam biçimidir. O yüzden kısmen evet denilebilir bu soruya.

10. Ortaya çıkan bestelerin en önemli etkeni yaşanmışlıklar mıdır ve diğer en önemli etkeni takımın durumumu yoksa taraftar durumu mudur?

Ortaya çıkan bestelerin hepsi bir yaşanmışlık barındırıyor. Bu takım içinde olabilir herhangi bir hüzünlü ayrılık üzerine olan bir beste de olabilir. Ama sonuçta besteler bir duygu işidir ve duygular yaşanarak ortaya çıkar. Takım kötü gidişat gösteriyorsa onun verdiği duyguyla yapılır veya iyi gidiyorsa yine aynı şekilde. Birde tabii ki ‘’Kontra’’ dediğimiz besteler vardır, bunlarda bir yaşanmışlık gerektiriyor.

 11. Birçok olayda karşı karşıya gelen ve kanlı bıçaklı olan tribünlerin birçok sosyal kampanyada omuz omuza yürüdüğü görünüyor. Bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

 Tabii ki, hepimiz sonuçta aynı ülkenin birer ferdiyiz. Görüşlerimiz, renklerimiz ne kadar farklı da olsa, sosyal konularda sadece insanlığımızla birleşiriz ve bu da renkleri ayırt ettirmez. Diğer tarafta tabii ki insanlığımızı unutmuyoruz ama farklı olduğumuzu da göz ardı etmiyoruz. Özellikle bu tribün özü futboldan doğan bir şey, futbol kutsal bir şeydir. Hatta ülkemizde daha da fazla bu… Bir din, bir mezhep gibi inanılır. Çünkü bizim gibi insanların tribünden başka bir şeyi yoktur elinde. Ve desteklediği takım bu yüzden kutsalı olur. Kimse kutsal gördüğü bir şeye kötü söz söyletmek istemez bu yüzden ne kadar karşı karşıya gelsek de, eğer hepimizin elini taşın altına koymamızı gerektiren bir durum varsa bunun yaparız. Hem zaten normal hayatlarımızda farklı tribünlerden arkadaşlarımız da var, oturup dertleştiğimiz. Ama kutsal değerlere gelince iş tabii ki ayrılık söz konusu oluyor. Bunu bir siyaset gibi düşünebilirsiniz. Ama gerektiğinde birleşiyor olabilmek çok önemli bir noktadır. Bu da gurur verici bir şey.

 12. Son olarak, gidilen deplasmanlar ve orada yaşanan acı tatlı olaylar hakkında ne söylersiniz?

 Öncelikle hepsi hayatınızda bir anı. Tabii ki, kısa süreli gidilecek bir şehir, uzun yollar, söylenen besteler büyük bir keyif. Deplasman şehrine girerken tetik de beklemek, her an taşlanacak mıyız diye, dar bir sokakta kavga etmek, biraz hayatı doruklarında yaşamak oluyor bu.  Hatta Green Street Hooligans’dan filminden bir kesitle tanımlayacak olursak; “Birkaç yumruk yiyip camdan yapılmış olmadığınızı anladığınızda, sınırlarınızı zorlamadan yaşadığınızı hissedemezsiniz.”

O yüzden hayatın ta kendisi tribündür. Ve günün sonunda elinizde size anlatılacak kocaman bir hikâye ve yaşanmışlıklar kalır. Bazen o anıları anlatırken kimi zaman tekrardan acı veren anılar olsa da hepsinin birleşimi hayatın oluyor. Her ne kadar bu kültür yavaş yavaş yok olmaya başla da, tribün güzeldir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Maç Sonuçları & Canlı Skor ortaklığıyla sunulmaktadır.